
MAHALLE MAÇLARI
Mahalle maçlarını hepiniz bilirsiniz.
Hani uğruna evde nice kıyametlerin koptuğu,sapasağlam
tertemiz gidip de üst baş yara gelinen yenince ufakken yendik
pişirdik dolma yaptık şişirdik biraz daha büyünce geçirdik
daha büyünce de döşedik denilen; olm aslında biz yenerdik
bizi hakem mahvetti denilen maçlar. Artık tentürdiyot
sürmekten bacak rengimizin kırmızıya kestiği bağırmaktan
sesimizin Turgay Atacana benzediği zamanlar.
Mahalle maçları başlı başına bir alandır,uzmanlık ister.
kendine has kuralları kendine özgü oynanış stilleri ve en
önemlisi de çokça yapılan ileri zekalılıkları ile ayrı
bir spor dalıdır.
Oyun başlamak üzeredir. Herkez bir yer toplanmış baba diye
tanınan birinin gelip maçı başlatmasını beklemektedir.
Çünkü bi yığın çocuk ne kadar uğraşırsa uğraşsın
maçı başlatamaz. Alışmalar yapılır iki büyük kişi kendi
aralarında çocukları paylaşır. Aksi türlüsü gerçekten
felaket olur. Bağrışmalar
çağrışmalar,
yok sizin takım güçlü oldu yok ben şu öküzle oynamam
derken akşam olur yine maç başlayamaz. Çocuklar
paylaşılınca garanti bi çocuk ortada kalır. Onu da köşeye
sallarlar veya kaleye fasulye olarak sallarlar. Yada değişmeli
olarak bi o takımda bi bu takımda oynadığını zannedip
durur.
İşe kalelerden başlayalım. Oldukça orijinal direkleri
vardır. Taşlardan oluştuğu için modern futbolda 90 olarak
bilinen bir olgu burada direğin üstünden olarak
adlandırılır. Topun taşların üstünde seke seke çizgi
üzerinde bi yerlerde gezmesi gerçekten büyük bir felakettir.
Gol olup olmadığı maçı izleyen tarafsız birine sorularak
öğrenilir. Tabi bu durumda bi sürü sayılmayan goller
oluşur. Ayrıca "o golse o da gol" gibi goller de
ortaya çıkar. Olan ,atılan nizami gollere olur. Onun yerine
bunun yerine sayılan goller maçın skorunun kimsenin
bilmemesini sağlar. Saha küçük olduğundan kaleler genelde
minyatürdür. Maç başında kale ölçümleri yapılırken
kaleyi yarım adım bile küçültmenin o takımın maçı
alacağına inanılır. En nihayet kale ölçümü için yapılan
küçük bi kavganın ardından her iki kale de aynı adamın
ayakları ile ölçülerek maça başlanılır. Kaleler minyatür
olduğundan ortada iki ihtimal vardır. Birincisi kale boş
kalır. Bu durumda bi probem yoktur. Sadece defans ta duran
suçlanır. Diğer durumda ise kaleye bi kaleci geçer ama topu
eliyle tutma gibi bi imkanı yoktur. Bu yüzden dünya futbol
literatüründe
kesinlikle bi yeri olmayan sadece ülkemizde uygulanan bi kural
kullanılır: belden yukarısı gol olmas... Bu uygulama kişiye
göre değiştiği için nice kavgalar edilmiş nice kaşlar
gözler gitmiştir. Elle oynandığı zaman ise penaltı
tartışmaları başlar. Kararı her zaman ki gibi kendini hakem
zanneden bi hıyar verir. Penaltı da iki şekilde atılır. İlk
durumda kaleci kalesinde durur. Kaledekinin donuna etmemesi için
"teknik vurcam olm"diyerek moral verilir. Bu arada da
karizmasını bi derece daha artırmanın havasıyla da
kasılmayı ihmal etmez. N'olursa olsun bu penaltılarda gol olma
olasılığı düşüktür. Çünkü penaltıyı atan şahıs
genelde artistir. Artislik yapayım derken topu bahçenin birine
gönderir. Ondan sonra "napıyım olm dış vurcaktım ii
oturmadı hep bu ....m ayakkabının yüzünden..." diyerek
topun dikenlere gitmesi sebebiyle gerilen sinirleri biraz
yatıştırmaya çalışır. Uzun bi topçu karı ve köpek
boğuşmasından sonra topun patlağı kurtulmuşsa onla devam
edilir. Eğer top sağlamsa büyük bi nimet sayılır. Diğer
durumda ise kaleci kalesinden çıkar ve penaltı kalaye kıçı
dönük atılır. Penaltıyı atacak kişi topu eline alır .
Hani biraz da hava atmak istiyosa topu öper (top temizse) ve
üçgen şeklinde yere doğru 30 ar derecelik açıyla eğilmiş
bacakların arasından tabana bi kenar ortay inerek topu o
indiği noktaya bırakır. Ondan sonra dışardan hiçde hoş
olmıcak bi pozisyona gelir ve bacak arasından kaleye doğru
bakar. Ayarlamalar bittikten sonra ayağın topuğuyla yere
paralel bi şekilde topa vurulur ve bacak arasından seyredilir.
Çoğunlukla gol olur çünkü bu gibi durumlara bağışıklık
kazanılmıştır.
| Ana Sayfa | G.B.T CS Clan | Program ve Demolar | Bissürü Crackz | Counter-Strike |
| Sulu Yorum | Eglence |